
Feminist Psikoloji Dergisi’nin ilk sayısına hoşgeldiniz. [1]
Psikologların çalışmalarını feminist perspektifle yürütmelerini desteklemek, psikoloji bilimleri ve feminizm alanlarının kesişimini arttırmak ve psikoloji çalışmalarında feminist perspektifi yaygınlaştırmak amacıyla bir yıl önce “Psikoloji cinsiyeti görürse ne olur?” diye sorduk. Gelecekteki çalışmaların zeminine katkıda bulunmak üzere, bu bir yıllık çalışmanın ardından Feminist Psikoloji Dergisi hazırlamaya karar verdik ve bu dergideki yazılarla sizi bu yolculuğa davet etmek istiyoruz.
Rejimler ve sistemler ruhsallığımızla doğrudan ilişkilidir. Cinsiyet rejimleri özellikle patriyarkanın güçsüzleştirme yöntemlerini yönelttiği kadın ve LGBTİ+’ların bireysel ve kolektif iyi oluş hallerine doğrudan etki eder. Bu özneler için Türkiye’deki yerel bağlama kısaca baktığımızda 2015 yılından bu yana onur yürüyüşleri ve onur ayı etkinlikleri gittikçe daha fazla baskı ile engellenmeye çalışıyor; 2013 yılından bu yana “Anıt Sayaç” üzerinde öldürülen kadınların sayısı artıyor; Türkiye 2021 yılında İstanbul sözleşmesinden çekilmişken, 2025 yılında medeni ve bedensel haklar için endişeleri yükselten girişimlere şahitlik ediliyor. 2025 yılı da, kadınlar ve LGBTİ+’ların eşitlik ve şiddetten özgürleşme mücadelesinde alanlarını genişletmek durumunda kaldıkları bir yıl olmakta; kadınlar ve LGBTİ+’lar varoluş ve yaşam hakkı gibi en temel haklardan başlayarak her alanda mücadele etmeye devam ediyor. Bu derginin yayın yolculuğu 2025 yılında böyle bir arka plan ile başlıyor; derginin bu sayısında konu edilen başlıklar ise feminist ve LGBTİ+ hareketin uzun yıllar süren mücadelesinden bugüne ve psikoloji bilimine dair bazı notlarından oluşuyor.
Feminist Psikoloji Seminerleri ekibi olarak, Şubat 2025’te psikoloji ve feminizmin birbiriyle daha yakından konuşabilmesini desteklemek amacıyla bir seminer dizisi programı başlattık. Sivil toplum kuruluşlarında çalışan meslektaşlarımıza yönelik başlattığımız ilk pilot programda, psikoloji tarihinde feminizmin izlerini aradık; feminist psikolojinin ve feminist psikoterapinin yaklaşımını ve yöntemlerini konuştuk. Özel başlıklar olarak ele aldığımız aile, beden gibi konuları feminist psikoloji perspektifi ile anlamlandırmaya çalıştık. Programa gelen geri bildirimler motivasyonumuzu arttırdı ve programın ikinci dönemini hem daha çeşitli meslek gruplarına açtık hem de çeşitlendirdiğimiz başlıklarda kolaylaştırıcı rolünde pek çok kıymetli uzman bize eşlik etmeye başladı. Oturumlarda konuştuklarımız sadece bizlerde kalmasın, feminist psikoloji perspektifi yazılara sirayet etsin ve sizlerle buluşsun istedik ve bu nedenle ilk dönemin katılımcıları ile bir dergi hazırlamaya karar verdik. Dergi yolculuğu fikrimizi haberleşmek için oluşturduğumuz Feminist Psikoloji Topluluğu mail grubu ile paylaştığımızda buradan da sesimize ses verenler oldu. Bundan böyle her yıl seminer programının takibi olarak yeni bir sayı yayınlamayı hedefledik.
İlk sayımız için gönderilen yazıları merakla okuduk ve bu sayıyı büyük bir heyecanla hazırladık. İlk sayımızda feminist psikoloji perspektiflerini yansıtmaya çalıştıkları yazılarıyla, pilot programa katılmış olan Derya Gezer’den ‘Gestalt Terapisi’ndeki Diyalog İlişkisi’, Serhat Macit’ten ‘Örselenmiş Kadın Sendromu’, Cemre Öztoprak’tan ‘Travma Bağı’, ve Nilay Solmaz’dan ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ hakkında; bununla birlikte Feminist Psikoloji Topluluğu’ndan Melis Gizem Halil’den ‘Yeni Nesil Ayrılık Stratejileri’ ve Elif Tuğçe Yasin’den ‘Terapi Odasına Kişisel ve Toplumsal Dönüşüm’ hakkında, yazılar okuyacaksınız. Son olarak pilot programdaki kıymetli kolaylaştırıcılardan biri olan Leyla Soydinç’ten ‘Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Feminist Feminist Psikoterapi: Bir Ekol Değil, Bir Politik Konumlanış’ yazısını okuyacaksınız.
İlk seminer yılımızda sesimize ses vererek programa desteklerini esirgemeyen Rengin Güvenç ve Leyla Soydinç’e teşekkür ederiz.
Buket Kılıçer ve Beyza Bilal
2025
[1] Fotoğraf; Beyoğlu Özoğul Sokak’ta çekilmiştir.